Adalet Sağlanacak!

Martin Luther King, ünlü “Bir hayalim var” adlı konuşmasında “adalet sisteminin iflas ettiğine inanmak istemiyoruz” demişti. Bu sözlerde King, çözmesi gereken sorunları olan bir millet için umut ve adalet ihtiyacını belirtmiş; ayrıca insan hakları hareketini tümüyle Tanrı’nın suretine ve adaletine dayandırarak temellendirmişti.

Kutsal Kitap’ta Daniel bölümünde sunulan imgeler de buna benzer bir şekilde adalet ve Tanrı kavramlarından gelmektedir. Hatta, bu nedenden dolayı Daniel’in ilk 6 bölümü 1960’ların başında insan hakları konusunda ağırlıkla vaazlar veren vaizlerin favori metinlerindendi.  Daniel’in 6. bölümünde anlatılan hikâye, krallık makamı altında kendi amacını ve yasanın amacını görme yeteneğini yitiren bir kralı temsil eder. Bu kral, adaletsiz bir sistem, yalnızca engelleyici ve ayrımcılık yaratan bir yasa ilan eder. Fakat bu yasasızlığın ve yolsuzluğun karşısında, hikâyede görürüz ki sessiz, fakat etkin bir Tanrı adamı olan Daniel, bundan daha üstün bir yasaya bağlıdır. Baskının tam ortasında, zalimlerin elinde ve bir aslan çukurunun gölgesindeyken Kralların Kralı önünde diz çöker. Sürgünün umutsuzluğuyla yaşarken, adaletsizliğin sıcaklığından bunalırken, Daniel gözü kara bir şekilde Tanrı’nın egemenliğini ilan eder. Böylece sadakatiyle ve azmiyle aksini düşünmeyi reddeder.

Kendisinin yalnızca bir yabancı olarak yaşadığı bir krallıkta, Daniel yüksek mertebede bir konuma sahip olur; çünkü kral onu farklı alanlarda faydalı bulur. Hikayenin bize hissettirdiği şudur ki, Kral Darius’un barış dolu egemenliğinde aslında her şey barış içinde ilerlemez. Daniel’in altında hizmet eden liderler ondan kurtulmak isterler. Hikâye onların Daniel’e olan nefretine ilişkin tam bir açıklama getirmez, yine de bu sessizlikte çok şey duyulur. Bir açıklamanın yokluğu durumunda, bir önyargının doğal olarak yeşerdiğini görebiliriz. Nedensizce, mantıksızca ayrımcılık yaparız ve ayrımcılığa uğrarız. Herhangi bir açıklama yoktur; çünkü önyargının ardındaki nedenleri açıklamamız durumunda kendi yargıcımız haline gelmekten çekiniriz. Hatta Daniel’in düşmanları, “Daniel’i Tanrısı’nın Yasası’yla ilgili bir konuda suçlayamazsak, bir suçlama nedeni bulamayacağız.” diyerek kendi mantıksızlıklarını açıklarlar. (Daniel 6:5)

Bu adamları harekete geçiren ne olursa olsun, planlarını uygulamaya başlarlar. Krala reddedemeyeceği bir dalkavuklukla yaklaşıp, krallıkta yalnızca ona dua etmeyi zorunlu kılan bir emir çıkartması için kralı ikna etmeye çalışırlar. Sahip olduğu yüksek ve ulvi makamdan ve kendi otoritesinin işlemesinden hoşlanan kral da, vatandaşlarının sadakatini test etmeyi ve bu yasayı değiştirilemez yapmayı kabul eder.

Burada şunu belirtmek önemlidir ki, Daniel, hikâyenin sonuna kadar konuşmaz, hatta hikâye boyunca halinden hoşnut bir durum gösterir. Bu yeni yasanın geçerliliğini ilan eden belgenin imzalandığını bilerek evine gider, pencerelerini açar, yüzünü Yeruşalim’e döner ve önceden yaptığı gibi, yine dua eder. Aynen planlandığı üzere, kralın önünde onu suçlu çıkarmak isteyen adamlar tarafından yakalanır. Kral, suçluluk duygusuyla kavrulurken, Daniel de bir suçlu durumuna düşer; ne yazık ki onu kurtarabilecek bir çıkar yol bulunmaz. Kendi koyduğu yasa tarafından eli kolu bağlanan kralın, bu sadık hizmetkârını kendi adaletsizliğine teslim etmesi gerekmektedir. Daniel, işte bu kralın eliyle mühürlenmiş bir hükümle, içi aslanlarla dolu bir çukura atılır.

Biz bu durumun sonucunu beklerken, durumun adaletsizliği dayanılması zor bir hal alır. Duymayı en çok istediğimiz ses, teşvikimizi kırarcasına sessizliğine devam eder. Daniel’in dudaklarından hiçbir söz dökülmez. Daniel’in Tanrı’sının ağzından hiçbir şey duymayız.

Adaletsizlikle yüzleşirken, sessizlik gerçekten bunaltıcı bir hal alır; bir anda umutsuzluk içeren soruların akınına uğrarız. Tanrı nerede? Peki bu sessiz kurbanlara ne olacak? Elimiz kolumuz bağlandığında, çareler tükendiğinde ve akıbet değiştirilemez göründüğünde, adaletsizliğin o sağır edici sesine, anlamsız söz oyunlarına ve çıkarcı tartışmalara kim karşı koyacak?

Daniel sonunda konuşur; fakat yalnızca kendisi hakkında verilen değiştirilemez hüküm, Tanrı’nın elleri tarafından tersyüz edildiğinde konuşmaya başlar. Daniel’in hikâyesi, dünya çapındaki insan hakları hareketinde olduğu gibi, sessizlikte Tanrı’nın halen hareket halinde olduğuna bir tanıktır. Tanrı’nın, adaletsizliğe karşı duyduğu tepki içinde, yok etmeyi amaç edinenlerin gölgesinde, tek ve mutlak egemen olduğuna dair bir açıklama gibidir Daniel’in hikâyesi. Adalet yerine gelir ve gelecektir; şükürler olsun ki Tanrı mazlumlara yaklaşır.

“Şimdi kalkacağım” diyor RAB,

Çünkü mazlumlar eziliyor,

Yoksullar inliyor,

Özledikleri kurtuluşu vereceğim onlara.” Mez. 12:5

 

Yazı: Jill Carattini

Çeviri: Egesu Özkara