Bir Bebeğiniz Olacak

“Bir bebeğiniz olacak!” hayat değiştiren ne muazzam bir haberdir. Artık bir daha hiçbir zaman aynı olmayacak yepyeni bir hayatın başlangıcıdır bu haber. O bebeği umut eden, özlemle bekleyen, anne-baba olmanın hayalini kuran aile için doktorun iki dudağının arasından çıkan o sözler tarifsiz bir mutluluk, evliliklerinin nihayet bir çocukla taçlandırılmış olmasının haberini başkalarına da duyurma ayrıcalığına kavuşmanın getirdiği tatlı bir gururdur.

            Bir yanda hamileliğin takibi, bir yanda aileye katılacak olan yeni üye için yapılan hazırlıklar kaygıyı, korkuyu barındırsa da her adım hevesle atılır. Mutlu çift dışarıda gördüğü her bebekle kendi bebeklerinin hayalini kurarak ileride yaşayacaklarına gülümseyerek bakar. O bir türlü geçmek bilmeyen 40-41 hafta boyunca artık bir kişi olmaktan çıkıp iki kişi olan anne için elbette bambaşka bir deneyimdir bu. Bebeğini nihayet kollarına alacağı zamanı özlemle beklerken, sabırsızlığını dizginlemeye çalışır her geçen günle birlikte.

Fakat öyle bir hikâye düşünün ki mutlu çiftimiz bu muazzam haberle neye uğradıklarını şaşırmış olsunlar. Kadın ölümle yüzleşecek kadar aşağılanmanın sınırına gelsin de, adam sevdiğini en az zararla kurtarmanın telaşına düşsün. Sevinçlerinin katlanarak çoğalacağı bir dönemi, kaygı, korku ve yoksunlukla geçirsinler.

            Elbette bu aile Mesih’in dünyas alailesi olarak bilinen Meryem ve Yusuf’un hikâyesi. Meryem için çok sıradan başlayan ya da başlayacak olan o gün, olağanüstü bir haberle tamamen rayından çıkmıştı. Hamileliğin oluşum şekli kendi başına akıl almaz bir durumken, henüz evlenmediği bir adama hamile olduğunu nasıl söyleyeceğinin derdi bir yanda, söylediğinde başına geleceklerin korkusu diğer bir yandaydı. Ailesine, çevresine, geleneklere, göreneklere, her şeye bir anda yıldırım çarpmış etkisi yaratacak bir haberle sarsılmıştı o gün. Ama o sarsıntı içinde Meryem’in düşünceleri bir anda korku ve endişe çukuruna düşmüş olsa da tanrısal bildiriye olan teslimiyeti her şeyin önüne geçecek kadar güçlüydü.

Canım Rab’bi yüceltir; Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar.

Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi.

İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak. 

Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı.

O’nun adı kutsaldır. 

Luka 1:46-49

Öyle ki bir annenin kendini en çok güvende hissetmesi gereken zamanda, doğum yapacak sağlıklı bir yer bulmak şöyle dursun, kendi güvenliklerini bile sağlamak konusunda tereddüt içindeydiler Yakup ve Meryem… Zorluklarla, günlerce süren yolculuğun sonunda yine de rahat bir nefes almak mümkün olmamıştı onlar için. Doğuma sıcak bir evde hazırlanması gereken Meryem, bir han odasının yatağında dahi kendine bir yer yapamamış ve fakat bir yemliğin sıcaklığına bırakabilmişti bebeğini.  Yanında ailelerinden kimse olmadan kucaklarına aldıkları bebeğin dünyaya gelişinin sevincini birkaç yıldızbilimciyle paylaşmış olsalar da, vaat edilenin değeri o sade kutlamanın içindeki zenginlikte gizliydi ve tüm yaratılış zamanın en başındaki mutluluğunu kucaklıyordu yeniden.

Eve girip çocuğu annesi Meryem’le birlikte görünce yere kapanarak O’na tapındılar. Hazinelerini açıp O’na armağan olarak altın, günnük ve mür* sundular.

Matta 2:11

Ve tüm tereddütlerinin içinde tek odak noktaları, onları o zamana taşıyan Tanrı’ya yine ve yeniden kulak vermek ve güvenmek, önlerinde uzanan acı yüklü dönemde tek tutunma noktasıydı. Çünkü ancak fırtınanın içinde sular ne kadar yükselse de, rüzgâr ne kadar savursa da nihayet karaya varılacağına duyulan güvenle ilerlediler.

Yıldızbilimciler gittikten sonra Rab’bin bir meleği Yusuf’a rüyada görünerek,

 “Kalk!” dedi, “Çocukla annesini al, Mısır’a kaç. Ben sana haber verinceye dek orada kal. Çünkü Hirodes öldürmek için çocuğu aratacak.” Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısır’a doğru yola çıktı. Hirodes’in ölümüne dek orada kaldı.

Bu, Rab’bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu:

 “Oğlumu Mısır’dan çağırdım.”

Matta 2:13-15

Sıcak bir evde, tüm akrabaların ilgi odağı olmaktan çok uzak bu yenidoğan bebeğin ilk zamanları belki de aylarca sürecek bin bir zorluklarla dolu yolculuklara gebeydi. Hayatının ilk dakikalarından itibaren yaşadığı bu zorluklar sanki ilerideki yaşamının ve dahi ölümünün de sıra dışı olacağının habercisi gibiydi. Çünkü bu endişe furyası sadece ilk doğum anında kalan, sonrasında sadece hatıralarda yerini alacak olan bir anı değildi. O endişe Meryem’i tüm yaşam boyu bırakmayacak bir yara olarak yüreğinde saklıydı.

Şimononları kutsayıp çocuğun annesi Meryem’e şöyle dedi: “Bu çocuk, İsrail’de birçok kişinin düşmesine ya da yükselmesine yol açmak ve aleyhinde konuşulacak bir belirti olmak üzere belirlenmiştir. Senin kalbine de adeta bir kılıç saplanacak. Bütün bunlar, birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak.”

   Luka 2:34-35

O bebek yaşça geliştikçe görenleri hayrete düşürürken ve fakat iki ahşap parçasıyla yüz yüze gelmeden önce, tüm zamanların en büyük meydan okumasını yaptı. Daha sen yanındaki komşunu bile sevemezken, düşmanını sevmeni istedi.[1] Sen daha kendinle anlaşamazken, evliliği en kutsal yere taşıdı.[2] Mutluluğu bambaşka bir seviyeye çıkardı.[3] Her zaman ölümsüzlüğün bir yolunu bulmaya çalışan insanlığa bunu çok sade bir şekilde hediye etti.[4] Sonunda elindeki kanlı çivilerle sevgiyi ve bağışlamayı resmetti.[5]

Bir bebeğiniz oldu. O’nun adı İmmanuel. İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.[6]

Doğuş Bayramımız kutlu olsun!

Serda Ayık Sez


[1] Matta 5:44

[2] Matta 5:32

[3] Matta 5:3-9

[4] Yuhanna 11:25

[5] Yuhanna 3:16

[6] Matta 1:23