Kayıp Paskalya

Bu yıl Paskalya’nın olduğu pazar gününü kaçırdım. Bazen randevularımı ya da toplantılarımı unuttuğum için kaçırmadım Paskalya’yı, aksine tam da o gün uçaktaydım ve Atlantik Okyanusunu geçiyordum. Çok uzun zaman önce planlanmış olan bu yolculuk, Paskalya Pazarını, insanlarla dolu, çok kalabalık bir uçakta geçirmeye mecbur bıraktı beni. Sonuç olarak Paskalya günü pazar ibadetinde olamayışım garip hislerle dolu geçirdiğim bu baharda önemli bir şeyin eksikliğine işaret eder gibiydi. Güçlü bir varlık algısındansa, sanki önemsiz bir yokluk tarafından takip ediliyordum. İlk defa bu bahar, İsa’nın dirilişinin zafer kutlamaları olmadan bir sahil şeridinden geçtim. O pazar ibadetine katılamamış olmak kendimi bu dönemden çok uzakta hissetmeme sebep oldu.

İsa’nın öğrencilerinden Tomas da bir şekilde Paskalya Pazarını kaçırmıştı. Dirilişinin hemen sonrasında İsa ilk defa öğrencilerine göründüğünde 12’lerden biri olan ve ‘İkiz’ diye anılan Tomas orada değildi. Geri kalan 10 öğrenci Yahudi yetkililerden korktukları için bir odada kilitlenmiş, İsa’nın mezarını ziyaret ettikten sonra O’nu canlı ve gayet iyi bir şekilde gördüğünü söyleyen Mecdelli Meryem’i şaşkınla dinlemek üzere toplanmışlardı. Yuhanna Müjdesi, okuyucularına Tomas’ın neden orada diğer öğrencilerle birlikte olmadığını yazmamıştı. Şu şekilde ifade ediyordu:

“Mecdelli Meryem öğrencilerin yanına gitti. Onlara, “Rab’bi gördüm!” dedi. Sonra Rab’bin kendisine söylediklerini onlara anlattı. Haftanın o ilk günü akşam olunca, öğrencilerin Yahudi yetkililerden korkusu nedeniyle bulundukları yerin kapıları kapalıyken İsa geldi, ortalarında durup, “Size esenlik olsun!” dedi. (Yuhanna 20:18-19)

Tomas, öğrencilerin yanına geldiğinde ona iyi haberi, yani Mecdelli Meryem’in daha önce kendilerine söylediği, İsa’nın dirilişinin haberini verdiler. Fakat Tomas ikna olmadı ve onlara:

“O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” dedi. (Yuhanna 20:25)

Tomas’ın bu şekilde konuşması kayıtsızlıktan değil, umutsuzluktandı. Kutsal Kitabın tarihsel yorumu ve öğretişi maalesef onun için ikinci planda kalmıştı. Tomas, inanmayı reddeden “Şüpheci Tomas” İsa’nın öğrencilerine ilk göründüğü o Paskalya günü orada değildi.

Fakat gerçekten tüm sorun bu muydu? Tomas, Yuhanna Müjdesinin başlarında İsa’yla birlikte Beytanya’ya gitmek isteyen, “Biz de gidelim O’nunla birlikte ölelim” diyen kişiydi. İsa’nın elindeki ve bedenindeki yaralara dokunduktan sonra O’nun “Rabbi ve Tanrı’sı” olduğunu ilan etmişti. Tomas Petrus’tan sonra İsa’nın hem insansal, hem de ilahi kimliğini açıklayan tek öğrenciydi. Peki, ama İsa şu sözlerinde neden onu azarlıyor gibiydi:

İsa, “Beni gördüğün için mi iman ettin?” dedi. “Görmeden iman edenlere ne mutlu!” (Yuhanna 20:29)

Aklım yine de hemen onu diğer inanmayanlardan, hem Markos hem de Luka Müjdelerinde İsa’nın dirilişini ilk gören kadının tanıklığına inanmayan öğrencilerden, ayırmak istiyor. Onların da inanabilmeleri için İsa’yı görmeye ihtiyaçları vardı. Sonuç olarak İsa öğrencilerin arasına geldiğinde direk Tomas’ın karşısına çıkıp, tıpkı onun merak ettiği gibi, gelip yaralarına dokunması konusunda onu cesaretlendirmişti. İsa bu jestiyle “Tomas inan bana, işte burada, karşında duran benim!”  demek istemişti.

Elbette Paskalya sabahını kaçıran sadece Tomas ve ben değiliz. Hem düz anlamda, hem de manevi olarak bu sabahı kaçıran sayısız kişi vardır. Dirilen İsa’yı görmek, şüphe ve çaresizlik, cevapsız dualar, sürekli mutlu olma beklentisi ya da planların ve hayallerin yavaş yavaş eriyip yok oluşunun izleri yüzünden zorlaşabilir. Hatta tüm bunlar çok yıkıcı olsa da, yine de kısıtlı, mantıksız ya da sadece çok yetersizlermiş gibi gelebilir. Fakat ne Müjdeler ne de İsa şüpheciliğin sebepleri ile ilgili endişeli gözükmemektedirler. İsa çok sade bir şekilde Tomas’a yaklaşıp gerçekten onun görmek istediği şeyi, yaralı ellerini ve böğrünü ona göstermekten çekinmez.

Çok şükür ki; Paskalya dönemi, Paskalya Pazarına katılmış olanlar da dahil olmak üzere herkesi, Diri İsa’nın hayatlarımızda gün be gün nasıl tezahür ettiği konusunu sorgulamaya davet eder. Ve bu iyi haberdir! Eğer Paskalya Pazarı uzun zaman önceye ait tarihsel bir olay olsaydı ve yılın sadece bir günü kutlansaydı, o zaman ne benim için, ne Tomas için ne de Diri İsa’yı arayan herhangi biri için umut olmayacaktı. Eğer İsa gerçekten dirildiyse, O’nun hala yaşıyor olmasının bir sonucu olarak bütün gerçek değişecektir. İsa tarafından kendisine dokunması ve yaralarını hissetmesi için yapılan davet, Tomas’ı, kilise babalarının Müjdeyi getirdiğine ve şu anda varlığının buna bağlı olduğuna inanan Hristiyan kilisesinin olduğu yer olan Hindistan’a kadar gitmeye zorlamıştır.

Paskalya Pazarını bir şekilde kaçırdığını düşünen herkes için bir umut vardır: İsa bizi unutmaz! Paskalya dönemi yitiklik ve eksiklikten ziyade, bir varoluşu karakterize eder. Ve Tomas’ın öyküsü çaresizliğin ve şüphenin bizi İsa’ya götürebileceğinin bir kanıtıdır. Rev. Alissabeth Newton’un da söylediği gibi:

“Tomas belki şüpheciydi fakat aynı zamanda tüm acılara rağmen bir umuda sahipti, çünkü kapana kısılmıştı. Tomas, Tanrı’nın yaralarla dolu öz Oğlunda, yine Tanrı’nın kendisini keşfetmişti. Tomas İsa’nın yaralarının varlığında Tanrı’nın kim olduğunu anlamıştı.” (“Faitful Thomas” Vaaz, St. Paul Kilisesi, Seattle, Nisan 27,2014)

Bu Paskalya döneminde hepimiz Tomas gibi birer inanlı olalım ve İsa’nın “Rabbimiz ve Tanrımız” olduğunu bir kere daha ilan edelim!

Yazar: Margaret Manning Shull

Çeviri : Serda Sez