Sorular Üzerine Alternatif Bir Yaklaşım

Geçen gün Facebook’ta bir soru ile karşılaşmış ve kendi sayfamda da bu soruyu paylaşmıştım. Soru şuydu:

“Size tek bir soru sormak istiyorum. İncil’in neresinde İsa %100 Tanrı %100 insan diye yazar?”

Birçok kişi yorumlarıyla bu soruya birçok yanıt verdi ve neredeyse hepsi doğru yanıtları içerisinde barındırıyordu. Fakat aslında benim dikkat çekmek istediğim nokta biraz daha farklıydı. Bunu bu kısa yazıda sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk olarak İncil’in hiçbir yerinde “%100” şeklinde bir ifade bulunmamaktadır. Bu nedenle çoğu zaman yapılan “%100 Tanrı ve %100 insan demek %200 demektir ki bu da mantık hatasıdır” şeklindeki itirazın, Hristiyan teolojisi için geçerli olmadığını belirtmek önemlidir. Fakat aynı zamanda böyle bir ifadenin metinde bulunmamasının böyle bir öğretinin ya da aynı anlamı taşıyan başka bir ifadenin İncil’de bulunmadığını göstermediğini vurgulamak da gerekir. Kilise tarihinde Kristoloji alanında yani Mesih’in doğasına ilişkin yapılan açıklamalarda İsa’nın tümüyle insan doğasına ve tümüyle tanrısal doğaya sahip olduğu vurgulanmıştır. Kutsal Kitap bu konuda çok açıktır.[1]

Bu soruda ele alınması gereken en önemli nokta ise sorulan her bir sorunun, soruyu soran kişinin zihinsel dünyasını ve akıl yürütme becerisini ifşa ettiğini fark ederek en uygun yanıtın bulunmasıdır. Kanımca sıkça unuttuğumuz şeylerden birisi soruya verilebilecek doğru yanıtın her zaman en doğru yanıt olmadığıdır. Kısa bir örnekle ne demek istediğimi anlatmaya çalışmak istiyorum.

Çocukların anne babasına gelip çok temel düzeyde soru sormaları çok alışıldık bir durumdur ve çok normaldir. Fakat bir çocuk gelişim aşamalarını birer birer tamamlarken, düşünsel anlamda da onun akıl yürütme becerisinde bir değişimin ve olgunlaşmanın görülmesi beklenir ve bu da normaldir. Elçi Pavlus’un atıfta bulunduğu gibi insan çocukken çocuk gibi düşünür; ama yetişkin bir birey olduğunda artık bu çocukça düşünme durumu yerini olgun düşünme ve davranışa bırakmaktadır.

Mantık öğretmenim de bir derste buna vurgu yaparak yetişkin bir insanın çocuk gibi akıl yürüttüğü durumların zihin sağlığı açısından çok önemli noktalara işaret ettiğini belirtmişti. Bu aşamada şunu vurgulamak istiyorum. Amacım kimsenin akıl ya da zihinsel seviyesine söz söylemek ya da kişiyi hor görmek değil. Dile getirmek istediğim şey böyle bir soru ile karşınıza çıkan kişiye direkt olarak düzinelerce ayet referans vermek yerine, belki de başlangıç noktası olarak kişiyi doğru bir şekilde nasıl akıl yürütülebileceği konusunda geliştirecek soruyu sormak ya da açıklamalarda bulunmak olabilir.

Çocuğunuz size gelip “Tanrı kimdir?” sorusunu sorduğunda direkt Kutsal Kitap’ı açıp “Bak Yuhanna’da Tanrı ruhtur diyor” şeklinde yanıt vermeniz onun zihni henüz soyut kavramları anlayabilecek düzeyde olmadığı için onun kafasını daha da karıştıracaktır. Hatta bazen yanlış şekilde öğrenmesine bile neden olabilecektir. Benzer şekilde Hristiyanların da kendisine bir soru sorulduğunda özellikle soruyu tahlil ederek, kişinin akıl yürütme seviyesine göre yanıt vermesinin ve kişinin daha dikkatli bir şekilde düşünmesine yardım edecek şekilde ona destek olmanın daha doğru olabileceği kanaatindeyim..[2] Özetle insanlara balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmemiz gerekir. Yoksa soru ve kavramlar değişecek ama aynı düşünsel seviyede sorular sorulmaya devam edilecektir.

Pek tabii bahsettiğim tüm bu durumlar zamanın bol olduğu sohbetler için geçerli olacaktır. Belki bir başka yazıda böyle bir konuya örnek olarak “Kutsal Kitap’ta nerede İsa ben Tanrı’yım diyor” ya da “Üçlübirlik ifadesi Kutsal Kitap’ta geçmiyor. Bunlar sonraki dönemlerde yaşayan papazların uydurması” şeklinde yapılan itirazları daha derinlemesine ve analitik düşünmek suretiyle ele alıp inceleyebiliriz.

                                                                                                       Yeşua Özçelik

 

Dipnot:

[1] Yuhanna 1:1, 14, 18; 1. Timoteos 3:16; Koloseliler 2:9

[2] Bununla birlikte tabi ki  bu tür bir analiz sadece bilişsel düzeyi değil ama ayrıca kişinin soruyu sormasının ardındaki ahlaki motivasyonu da yakalamamıza yardımcı olacaktır.