Yardım Eli

Kilise sözcüğü her ne kadar ilk duyulduğunda akılda bir bina formatı canlandırsa da, İsa Mesih’e inanan insanların oluşturduğu topluluk olarak tanımlanır. Bu topluluk sadece bir arada olmakla yetinmeyen, aynı zamanda birbirine kardeşlik sevgisi ile bağlı, paydaşlıkta bulunan, Kutsal Kitap okuyan, dua eden ve birlikte Rab’bi yücelten de bir topluluktur. Simgesel olarak bir beden gibi kabul edilen kilisenin başı İsa Mesih, tüm üyeleriyle birlikte bedeni tamamlayan ise topluluğun kendisidir. Dolayısı ile bu bedeni tamamlamak ve ayakta tutmak açısından da her bir uzvun da kendine düşen bir hizmet payı vardır.

Elbette inanan kişinin hizmet payı sadece kiliseyle çerçeveli değildir. İsa Mesih’in bizlere verdiği en önemli ikinci buyruğu (Komşunu kendin gibi seveceksin. Matta 22:39a) hatırladığımızda bu hizmetin çapının ne kadar geniş olduğunun yeniden ayırdına varırız. İncil’de Kutsal Yasa uzmanının bu sevgiyi bir şekilde belirlemek için yönelttiği “Peki komşum kim?” (Matta 10:29) sorusuna aldığı cevap, bunun sınırlarını anlamamız açısından dikkat çekicidir.

Ezilene, aç olana, acı çekene uzatacağımız yardım eli, her ne sorun yaşarsak yaşayalım merhamet göstererek bağışlayacağımız kardeşimizle aynı kefede durur. Kardeşimize gösterdiğimiz özen ile yaşadığından bile haberimiz olmayan en uzaktaki “komşumuzun” kapısını çalmak, kapısı olmayana ise kapı açmak da aynı yerde buluşur.

Tanrı’nın insanlığın kurtuluşu için ve ilk baştaki dostluk ilişkisini yeniden inşa etmek için hazırladığı tüm plana baktığımızda ve İsa’nın bu dünyadaki örnekliğini yanına koyduğumuzda, merhamet dolu hizmetin ne demek olduğunu gayet açıkça görürüz. Ölmek üzere geldiği hayatını, benzersiz bir hizmetle tamamlayan İsa, bizlerden beklentisini de şu sözleriyle ifade eder:

“İnsanoğlu* kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. Ulusların hepsi O’nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak. Koyunları sağına, keçileri soluna alacak. O zaman Kral, sağındaki kişilere, ‘Sizler, Babam’ın kutsadıkları, gelin!’ diyecek. ‘Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.’ O vakit doğru kişiler O’na şu karşılığı verecek: ‘Ya Rab, seni ne zaman aç görüp doyurduk, susuz görüp su verdik?  Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik? Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?’ Kral da onları şöyle yanıtlayacak: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.’  Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis’le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.’ O vakit onlar da şöyle karşılık verecekler: ‘Ya Rab, seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de yardım etmedik?’ Kral da onlara şu yanıtı verecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, mademki bu en basit kardeşlerimden biri için bunu yapmadınız, benim için de yapmamış oldunuz.’ “ Matta 25:31-45

Kendisi için “…hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye…” geldi diyen bir Tanrı’nın çocukları olarak bizler de bu zamanda, sıkıntı ve kederde, zorluk ve acıda ihtiyaç içinde olanları karşımıza çıkarması, hizmet etmek konusundaki farkındalığımızı arttırması için Tanrı’ya yakarmaya devam edebiliriz. Bizim uzattığımız her yardım eli, Tanrı’nın bu dünyadaki eli olarak başkalarına da sevgi ve paylaşımı taşıyacaktır. Tanrı’nın işlerinin bizde görülmesi, parlaması ve bunlardan dolayı Tanrı’nın yüceltilmesi de duamız olacaktır.

Serda Ayık SEZ