Eylül ve Değişim

Soğuk mevsimleri sevenleri aklımızın bir köşesinde tutacak olursak, bahar ve yaz ayları birçoğumuz için öncelikli tercihimizdir. Doğanın uyandığı, ağaçlardaki yaprakların yeniden kendilerini göstermeye başladığı, çiçeklerin olağanüstü güzellikleri ile bizlere görsel şölen düzenlediği, kış mevsiminin kasvetinin geride kaldığı, üşüyen kemiklerimizin biraz olsun ısınmaya başladığı baharı ve yazı içine alan aylar…
Fakat benzer heyecan yazdan çıkıp artık kışa doğru girmeye başladığımızı bize haber veren eylül ayı için pek geçerli değildir. Yaprakların dökülmeye başladığı, ağaçların yalnızlaştığı, doğanın yine içine kapanmaya başladığı bir aydır eylül. Oysa bu ay ve devam eden aylarda doğa bambaşka bir renge bürünür. Doğanın farklı bir yüzünü görmeye başlarsınız ve bu yüz bize başlangıçların bir sonu olduğunu, yaşamın ölümle iç içe olduğunu hatırlatır adeta.
Eylül yepyeni bir dönemin, yepyeni çalışmaların, yepyeni başlangıçların zamanıdır aslında… Bizi yeniden ayağa kaldırır, sonbaharın o tatlı serinliğinde bizi kendimize getirir, daha fazla programla yepyeni planlarla önümüze bakmak için bizi teşvik eder. Bize üretmek, öğrenmek, araştırmak, gelişmek konusundaki potansiyelimizi ve elbette sorumluluklarımızı hatırlatır.
Aslında bir ölüm, bir bitiş, bir hüzün değildir tüm bu olup bitenler. Daha çok tüm o canlı gibi gözüktüğü zamanlar boyunca yaptığı işi, şimdi daha soğuk ve çetin zamanlar boyunca da yapmak üzere hazırlanmaktadır doğa… Yani ihtiyaç duyduğu vitamini, minerali ve yaşamaya devam etme arzusunu soğuk mevsimler için de sürdürmek üzere bir dönüşüm yaşamaktadır. Ve aslında ince ve hassas yapraklarını korumak ve bir sonraki döneme daha canlı olarak başlayabilmek, bunun için ihtiyaç duyduğu gövdesini korumak ve besleyebilmek içindir şimdinin kaybolanları… Keskin bir zamana ayak uydurabilmektir tüm amaç…
Tıpkı devam edebilmek için Rab’bin önünde her sabah yeniden tazelendiğimiz, yenilendiğimiz, ayakta kalabilmek için yaşamın tüm koşullarına rağmen O’na tutunmaya, O’dan almaya, O’nda kalmaya gayret ettiğimiz ve bizi gayrete getiren teşviklerine, bereketlerine açılıp, aldığımızdan çok daha fazlasını vermeye hazırlandığımız gibi… Meyve vermeden, hizmet etmeden önce gerekli olan her şeyi Rab’bin bizde tek tek, ince ince işlemesine fırsat verdiğimiz gibi… Değişim, gelişim ve dönüşümle her adımda O’na benzerlikte ilerlemenin ayrıcalığını yaşadığımız gibi…
Her yeni sabahta ruhumuz yenilenirken, gerçeği ve doğruyu yaşarken, bu değişimle şaşırırken, sevinirken, heyecanlanırken, tanıdığımız herkes için benzerini ve dahi fazlasını arzu ederken, her şeyin O’dan, O’nun için ve O’nun aracılığıyla olduğunu bir kere daha ikrar ve idrak ettiğimiz gibi…
Herkese iyi bir sezon dileğimle…

Serda Ayık Sez